Beypazarı Festivali
Kemal ÇELEN
ULUSAL KURUL
Ahmet GÖKSAN
ANKARALILIK BİLİNCİ VE SEĞMENLİK
Gülgün GÖKÇE
SİYASETÇİLERE TAVSİYELER-15
İsmail Hakkı KAR
YENİ YILDIZ´da 2´nci HAYAT
H.Hüseyin YURDABAK

 
 | Favorilere Ekle | Sitene Ekle | İletişim |
Özel Arama



ANA SAYFA
SON DAKİKA
GÜNDEM
GENEL
BÖLGEDEN
SİYASET
EKONOMİ
TURİZM
EĞİTİM
SAĞLIK
BİLİM-KÜLTÜR
BİLİM-TEKNOLOJİ
KÜLTÜR-SANAT
KADIN-AİLE
HAYATIN İÇİNDEN
ŞİİR SAYFASI
ŞİRKETLER
SPOR
BEYPAZARI
AYAŞ
NALLIHAN
GÜDÜL
SİNCAN
KEÇİÖREN
YENİMAHALLE
KIBRISCIK
SEBEN
GÖYNÜK
ARŞİV
Ziyaretçi Defteri
Site İçi Arama

Çok Okunanlar
  Gazetenin Orijinal Sayıları
  KIRBAŞI BELEDİYESİNE YENİ KEPÇE
  AYAŞTA KANGAL KÖPEĞİ YETİŞTİRME ÇİFTLİĞİ
  Azmi Karamahmutoğlu ATP lilerle
  Anadolu Öğretmen Lisesi Sağlık Meslek Binasında



Yorumlananlar
  Anadolu Öğretmen Lisesi Sağlık Meslek Binasında
  Beypazarı Ziraat Odası Eski Başkanı Cezaevinde
  Beypazarı İlköğretim okulu Türkiye Şampiyonu
  Uruş Belediye Başkanı Vefat etti
  YENİ HABERLERİMİZ DEPREM YARATACAK

Topçunun Terörü değerlendirmesi

22.06.2010


BBP Genel Başkanı Yalçın Topçunun Terör Konulu Değerlendirmesi



BBP GENEL BAŞKANI YALÇIN TOPÇUNUN TERÖR KONULU DEĞERLENDİRMESİ
Ateş düştüğü yeri yakar… Şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa, Büyük Türk Milleti’ne başsağlığı diliyorum.
Ateş düştüğü yeri yakar… Şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa, Büyük Türk Milleti’ne başsağlığı diliyorum.

Şehitlerimizin acısı aziz milletimizi çılgına çevirdi. Lakin bu saatten sonra soğukkanlı analiz ve önerilerle birlikte sorunun çözümüne yönelik ciddi adımlar atmanın zamanı geldi de geçiyor diye düşünüyorum.

Buradan sesleniyorum;

Yıllardır her şehit cenazesi ardından dillere pelesenk edilmiş “Terörle mücadelenin uzun soluklu ve sabır isteyen bir süreç”  lafını lügatlerimizden çıkarmanın vakti gelmiştir. Artık aynı sahneleri yaşamaktan moral değerleri dibe vurmuş milletimizin tahammül ve sabır sınırları zorlanmaya başlamıştır. Milletimiz çözüm beklemektedir.

Türk devleti elinde imkânı olduğu halde neleri yapmıyor ya da yapamıyor?

Büyük Birlik Partisi olarak hükümete ve askeri yetkililere soruyorum. “Türk devleti elinde imkânı olduğu halde neleri yapmıyor ya da yapamıyor?”

Biz bu sorunun cevabını verdik…

Daha önce sıkça tekrarladığımız gerek hükümetle gerekse askeri cenahla Şehit Liderimiz Muhsin YAZICIOĞLU zamanında paylaştığımız çözüm önerilerinin ne kadar gerçekçi ve son çare olduğunu tekrar kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Terörle mücadele raporumuzun hususi yanları ile birlikte, öneriler kısmı ile alakalı söylediklerimizi tekrar “yüksek sesle” aziz milletimizle ve kamuoyu ile paylaşıyorum.

Terörün Üç Ana Hayat Damarı

Biz ne dedik?

Bugüne kadarki terörizm tarihi göstermiştir ki, bir bölücü terörist hareketin başarıya ulaşması, şu üç şarta bağlıdır:

— Birincisi, terörün istismar edebileceği bir kitlenin mevcut olması;

—İkinci olarak, devletin, bu soruna sağlıklı bir teşhis koymakta ve gerekli etkin psişik, sosyal, ekonomik, istihbârî, inzibâtî ve askerî tedbirleri âcilen tatbik etmekte yetersiz ve hatta acz içerisinde bulunması;

—Ve de sonuncusu, bölücü terörist eylemin kuvvetli dış desteklerinin olması.

Türkiye’de, yıllardır kan akıtan terör örgütünün, bu saydığımız şartları sağladığını söyleyebiliriz…

Terör 26 Yıldır Aktif Taban Bulamadı

Ancak, bunların içerisinde en zayıf olanının, PKK’nın kendisine taban kitle olarak seçtiği Kürt asıllı yurttaşlarımız olduğu da tecrübeyle anlaşılmıştır. Çünkü 26 yıllık kanlı terör eylemlerindeki her türlü kışkırtmalara karşılık, PKK umut ettiğinin aksine, bu vatandaşlarımızdan aktif bir destek sağlayamamıştır.

Yeterli Önlemler Almakta Başarısızız!

Ancak, diğer şartlar fazlasıyla mevcuttur. Bir kere, devletimizin bu soruna teşhis koyup gerekli etkin psişik, sosyal, ekonomik, istihbârî ve inzibati tedbirleri yeterince almış olduğu kesinlikle söylenemez. Türkiye’de, ayrılıkçı siyasî Kürtçülük başta olmak üzere bilumum etnik bölücü hareketlerin daima, İmparatorluk zamanından bu yana, ideolojik ve ekonomik olarak merkezi, finansörü ve destekçisi dışarısı olmuş ve maalesef Türkiye bunlara karşı yeterli önlemler almakta başarısız kalmıştır.

“Kılıç çeken kılıçla düşer” buyuran hikmetli Türk atasözünde ifade edildiği gibi, silaha başvuran her kim olursa olsun, kesinlikle silahla yok edilmelidir ki, hiç kimsede, Türklerin elinden zorla herhangi bir şey ve hele toprak alınabileceğine dair en ufak bir umut oluşmasın. Devletin göstereceği bu kesin kararlı, tavizsiz, mutlak caydırıcı tavır olmadan diğer tedbirlerin hiçbiri işe yaramayacağı gibi, tam aksine, bir bumerang şeklinde geriye teperek, “demek ki Türk’ün boğazını sıkınca elinden her şey alınabiliyormuş” gibi bir kışkırtıcı fikir de uyanabilir ve bu da her zaman için terörü besleyen kuvvetli bir damar demektir.

Bunun yanında, teröre destek veren iç finans kaynakları, uyuşturucu ve mafya tarzı örgütlenmeler de yok edilecek şekilde çökertilmelidir.

Ayrıca, terörün dış kaynaklarına karşı ise, haricî destek ve finans sağlayan kaynaklar üzerinde, devletin kesin kararlı ve gerekirse “misli ile karşılık verme” politikası son derece etkili rol üstlenecektir.

Bu konularda ve aşağıda bir kısmını tekrar edeceğim üzere Büyük Birlik Partisi olarak Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a ulaştırdığımız “Terörle Mücadele Raporu”muz maalesef yeterince dikkate alınmamıştır. Bugün karşılaştığımız olaylar bizim terörle mücadele programımızın önemini artırmıştır. Bu sebeple; bu rapordan bazı bölümleri bir kere daha ifade etmekte ve hatırlatmakta yarar görüyorum.

Unutulmamalıdır ki “İnsan düşündüğü, devlet koruduğu müddetçe” mevcuttur.

 

Büyük Birlik Partisi İktidarında Biz bu Terör Belasının Kökünü Kazırız!

1-       Çete faaliyetlerine ve gizli örgütsel terör eylemlerine karşı, düzenli ordularla açık mücadele stratejileriyle netice almak mümkün değildir. Terör örgütü, vur-kaç taktikleri ile korku, panik ve dehşet yaratarak sansasyonel eylemlerle zarar vermekte ve sesini duyurmaktadır. Bu itibarla; uzun süre uykuda kalan, fırsat bulunca terör eylemi yapan, hücreler halinde şehir ve kırsalda faaliyet gösteren, gündüz tarlada çiftçi ve fabrikada işçi olup gece mayın döşeyen bir oluşuma karşı mücadele; istihbarat, takip, tespit ve elebaşlarını imha görevi yapacak, inisiyatif alabilecek ve koyabilecek iyi yetiştirilmiş personelle yapılmalıdır. Bunun adına “Mobil Birlikler” diyorum.

Çok iyi yetiştirilmiş asker ve emniyet personelinden müteşekkil olacak tamamen yasal ve hukuk güvencesinde olacak birimler ihdas edilmeli.  Bunlar, terör örgütünün taktik, metot strateji ve eylem niteliklerini bilen, buna göre vatandaştan teröristi ayıracak ve vatandaşa zarar vermeden enterne edecek yeteneklere sahip olacaktır. Sadece militan unsurlarla değil, onlara lojistik destek ve para veren yurt içi ve dışı tüm unsurlarla karşı, öncesi sonrası veya okyanus ötesi diye ayırmadan etkin ve kararlı mücadele edilmeli.

Sabit karakol sistemi değiştirilmelidir. Belirli ve güvenlikli lojistik ve intikal merkezleri dışında karakol olmamalıdır. Stratejik noktalara sızarak konuşlanan geçici ve hareketli timlerle bu ihtiyaç karşılanmalıdır.

2 -  Mevcut sınırlarımız terörle mücadelede Türk Silahlı Kuvvetleri’ne dezavantaj sağlamaktadır. Bunun için terör yok edilinceye kadar Türkiye Gabar’a sırtını dayayacak şekilde bir tampon bölge oluşturmalıdır.

Bakın!

Bugün de hala geçerliliğini koruyan, Türkiye ile Irak arasında 1946 yılında imzalanan dostluk ve sınır anlaşmasına göre her iki ülke sınırları içerisinde bulunan 75 km’lik bir bölge içerisinde eğer komşu ülke o bölge içerisinde asayişi sağlayamıyorsa kendi aleyhine saldırılara maruz kalan ülkenin sıcak takip yapabilme hakkını kabul etmektedir. (protokol no:6 madde 1)

Bunun için terör yok edilinceye kadar Türkiye Gabar’a sırtını dayayacak şekilde bir tampon bölge oluşturmalıdır.

3- Sınırlarımız bizzat Türk uydu sistemleri tarafından takip edilmelidir. Aynı zamanda Uydudan kontrol edilecek sensörler aracılığı ile mayın taramaları yapılmalıdır.

4- İdam mutlaka geri getirilmelidir. Teslim olmayan her terör örgütü üyesi ve elebaşları yaptıkları zulmün karşılığının idam olduğunu muhakkak bilmelidir.

5- Türkiye bu kadar tecrübeden sonra başta ABD olmak üzere istihbarat işbirliği ve paylaşımına güvenerek hareket etmemelidir. Mutlaka kendi bağımsız istihbarat örgütü ile bu mücadeleye devam etmelidir. İstihbarat birimleri arasında koordinasyonu sağlayacak ve değerlendirilecek bir yapı kurulmalıdır.

Terörizmle mücadele için

Uzun vadeli ve sürdürülebilir bir programı uygulamaya koymalıyız. Terör örgütünün istismarlarını önlemek ve insan kaynağını kurutmak zorundayız.

Bu sebeple;

-Göçü önleyecek, insanları doğduğu yerde üreten, çalışan, mutlu olan kişiler olarak yaşatacak ekonomik tedbirler almalıyız.

-En ücra noktalara kadar eğitimi götürmeliyiz.

-Ortak milli ve manevi değerlerimiz etrafında bir aidiyet duygusu oluşturulmalıdır ve milli kimlik bilinci güçlendirilmelidir.

-Okullarımızda terörün yakıcı ve yıkıcı yönlerini iyi anlatacak dersler verilmelidir.

-Teröre ve terörizme karşı psikolojik harekat iyi yönetilmelidir. Ortak tavır refleksi sağlanmalıdır.

BDP, Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir…

Adı ve mantalitesi (zihniyeti) ile büyük çelişki ortaya koyan BDP Genel Başkanı “Çatışmalı ortam devam ettiği müddetçe gerek PKK'lı olsun, gerek asker veya köy korucusu olsun bu insanların yitirildiğini görüyoruz. Biz hiçbir insanın ölmesini istemiyoruz.” demiş.

Bugün Türk askeri ile eşkıyayı aynı kefeye koyan bu zihniyeti şiddetle kınıyor ve TBMM içinde bu insanların varlığını ciddi bir çelişki olarak görüyorum. Biz teröre bulaşmamış terörle organik ve inorganik bağ kurmamış, terörü bir mücadele ve muhalefet aracı olarak tasvip etmemiş her siyasal organizasyonun kapatılmasına karşıyız. Ama bunlar pişkin pişkin hala, ortak akıldan, uzlaşmadan ve demokratik siyasetten dem vurmaya devam ediyorlar.

Bütün BBP mensupları ve vatandaşlarımız terörün ülkemizi bölmek ve parçalamak hedefini bir an için akıldan çıkartmamalıdır. Teröre ve terörizme karşı en iyi silah Doğulusu-Batılısı, Kuzeylisi-Güneylisi ile birbirimize kenetlenmemiz ve sıkı bir milli birlik ve beraberlik sağlamamızdan geçiyor. Unutmayalım ki; Kürt-Türkmen, Alevi-Sünni, Laz-Çerkez hepimiz bir milletin mensuplarıyız ve kardeşiz. Ortak düşmanımız bölücü terör örgütüdür. Ülkemizde bir iç çatışma oluşturmak üzere ve hazırlanan her türlü provokasyona karşı dikkatli ve uyanık olmalıyız. Öfke ve acılarımız şuursuz ve fevri hareketlere meydan vermemelidir. Terörle mücadelede ve teröre karşı tepkide farklı mezhep ve aşiretlerimizin ortak tavır geliştirebilmesi en güçlü silahımızdır. Her şeye rağmen milli bilinç ve birliğimizin ortaya çıkaracağı enerji bölücü ihaneti kahredecektir. Türk Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak ebed-müddet yaşayacaktır


Bu haber 1307 defa okundu.

Yazan :

Kaynak : Kemal ÇELEN




Bu Habere Yapılan Yorumlar (0)

Tüm Yorumlar


 

İNSANIN SAHİP OLDUKLARINI KENDİNDEN SANMASI
Nilgün GÜNEY
HACET BAYRAMI DEĞİL Mİ?
Nevzat TÜRKEL
Hemşerimiz Prof. Dr. Gazi Yaşargil
Ahmet YILDIRIM
Doviz Kurları




DUDAKLARINIZ GÖZ KAMAŞTIRSIN !
Doktorlar (sağlık)


Anket
Beypazarı'nın en önemli sorunu nedir?

Yerel yönetim sorunu (28)
Su sorunu (7)
İmar sorunu (4)
Çöp ve çöplük yeri sorunu (8)
Sorunların tartışıldığı platformun oluşmaması (5)
Siyasi etik sorunu (5)
İşin ehli insanların görevden kaçmaları (8)
Hizmet alamaması (4)
İşsizlik sorunu (25)
Şeffaf yönetim olmayışı (6)
Turizmde yatırım eksikliği (5)
Turizm potansiyelinin tam kullanılmaması (3)
Kurumlar arası iletişimsizlik (2)
saat 24.00 de ilçede hayatın durması (13)
Yerel basın'ın sorunlardan uzak durması (8)
Aydın insanların eksikliği (7)
Kültür ve sosyal projelerin hayata geçirilmemesi (5)
Düzenli otoparkın olmaması (4)
Şehir terminalinin olmaması (13)
Belediyenin hizmet üretememesi (26)
Belediyenin borçlu oluşu (35)


www.yeniyildizgazetesi.com
2003-2011 - Bütün haklari saklıdır.

--------------------------------------------------------------------------------

Destek : idare@yeniyildizgazetesi.com



MaviSYS hazır sistem çözümleri